
Hayatın bir döneminde zorlanmak, kaygılanmak, üzüntüyle baş etmekte güçlük çekmek ya da ne hissettiğini anlamlandıramamak son derece insani deneyimlerdir. Bazen bu duygular kendiliğinden hafifler; bazen ise günlük yaşamı, işi, ilişkileri ve uykuyu etkileyecek kadar ağırlaşır. Böyle zamanlarda bir psikologdan destek almak, yaşananları anlamak ve onlarla başa çıkmanın yollarını bulmak için önemli bir adım olabilir.
Bu rehberi, Ankara’da ve özellikle Çankaya’da psikolog arayan kişiler için hazırladık. Burada belirli bir psikolog ya da merkez önermek yerine; psikologların ne yaptığını, hangi durumlarda destek almanın faydalı olabileceğini, terapi sürecinin nasıl işlediğini, doğru uzmanı seçerken nelere dikkat edilebileceğini ve Çankaya’nın farklı semtlerinde ya da online olarak destek alırken bilmeniz gerekenleri anlatıyoruz. Amacımız, ilk adımı atmadan önce aklınızdaki soruların yanıtlarını bulmanıza yardımcı olmak. İster kendiniz için, ister bir yakınınız ya da çocuğunuz için destek arıyor olun, sayfalarımızda sürecin her aşamasına dair sade ve tarafsız bilgiler bulabilirsiniz.
Psikolog ne yapar?
Psikolog, psikoloji alanında lisans eğitimi almış ve terapi uygulayabilmek için genellikle klinik psikoloji alanında yüksek lisans ya da kapsamlı eğitimler tamamlamış bir ruh sağlığı profesyonelidir. Psikologlar; kişilerin düşünce, duygu ve davranışlarını anlamalarına, zorlayıcı durumlarla başa çıkma becerileri geliştirmelerine ve yaşam kalitelerini artırmalarına yardımcı olur. Bunu görüşme temelli yöntemlerle, yani psikoterapi ile yapar.
Psikologlar ilaç yazmaz. Psikoterapinin yanında ilaç tedavisine ihtiyaç duyulabilecek durumlarda kişiyi bir psikiyatriste yönlendirir. Pek çok durumda psikolog ve psikiyatrist iş birliği içinde çalışır. Psikologların görev alanını ve terapide kullanılan yöntemleri psikolog ne yapar sayfamızda, psikolog ile psikiyatrist arasındaki farkları ise psikolog ve psikiyatrist farkı sayfamızda ayrıntılı olarak anlattık.
Hangi durumlarda psikoloğa başvurulur?
Psikoloğa başvurmak için ciddi bir ruhsal hastalık yaşıyor olmak gerekmez. İnsanlar çok farklı nedenlerle terapiye başvurur. En sık karşılaşılan başvuru nedenleri şunlardır:
- Sürekli endişe, gerginlik ve huzursuzluk hissi
- Ani başlayan yoğun korku ve çarpıntı atakları
- Uzun süren mutsuzluk, isteksizlik ve keyif alamama
- Uyku sorunları ve sürekli yorgunluk
- Takıntılı düşünceler ve tekrarlayan davranışlar
- Travmatik bir olayın ardından yaşanan zorluklar
- Yas ve kayıp süreçleri
- İş, okul ya da sınav stresi
- Özgüven sorunları ve sosyal kaygı
- İlişkilerde tekrarlayan sorunlar
- Öfke kontrolü güçlükleri
- Hayatta bir yön arayışı ve kendini daha iyi tanıma isteği
Bu belirtilerden bir ya da birkaçını yaşıyor olmanız bir zayıflık değildir. Destek istemek, kendinize özen göstermenin bir parçasıdır. Zorlukların erken dönemde ele alınması, çoğu zaman sürecin daha kısa ve daha kolay ilerlemesini sağlar.
Kaygı bozuklukları
Kaygı, aslında tehlikelere karşı bizi koruyan doğal bir duygudur. Ancak kaygı gerçek tehlikeyle orantısız hale geldiğinde, uzun sürdüğünde ve günlük yaşamı kısıtladığında bir kaygı bozukluğundan söz edilebilir. Yaygın kaygı bozukluğu, sosyal kaygı, belirli fobiler ve sağlık kaygısı bu grupta yer alır. Kaygı bozuklukları en sık görülen ruhsal sorunlar arasındadır ve psikoterapi ile iyi sonuçlar alınabilen alanlardandır.
Kaygıyla çalışırken terapist, kişinin kaygıyı besleyen düşünce kalıplarını fark etmesine, kaçınma davranışlarını azaltmasına ve kaygıyla başa çıkma becerileri geliştirmesine yardımcı olur. Bu konuyu kaygı bozuklukları sayfamızda ele aldık.
Panik atak
Panik atak; aniden başlayan, birkaç dakika içinde zirveye ulaşan yoğun korku ya da sıkıntı nöbetidir. Çarpıntı, nefes darlığı, göğüste sıkışma, baş dönmesi, titreme, terleme ve kontrolü kaybetme ya da ölecekmiş gibi hissetme gibi belirtilerle seyreder. Panik atak yaşayan pek çok kişi ilk ataktan sonra acil servise başvurur; çünkü belirtiler kalp krizini andırabilir. Bu nedenle ilk değerlendirmede fiziksel nedenlerin dışlanması önemlidir.
Panik ataklar tekrarladığında kişi yeni bir atak yaşama korkusuyla belirli yerlerden ve durumlardan kaçınmaya başlayabilir. Psikoterapi, bu kısır döngüyü kırmada etkili bir yöntemdir. Ayrıntılar için panik atak sayfamıza bakabilirsiniz.
Depresyon
Depresyon, geçici bir üzüntüden farklı olarak en az birkaç hafta süren, günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen bir ruh hali bozukluğudur. Sürekli çökkünlük, daha önce keyif alınan şeylerden zevk alamama, enerji kaybı, uyku ve iştah değişiklikleri, odaklanma güçlüğü, değersizlik ve suçluluk duyguları depresyonun sık görülen belirtileridir.
Depresyon tedavi edilebilen bir durumdur. Hafif ve orta düzeydeki depresyonda psikoterapi tek başına etkili olabilirken, daha ağır durumlarda psikoterapi ile ilaç tedavisinin birlikte kullanılması önerilebilir. Depresyon hakkında daha fazla bilgiyi depresyon sayfamızda bulabilirsiniz.
Travma ve zor yaşam olayları
Kaza, afet, şiddet, ani kayıp ya da ağır hastalık gibi travmatik olaylar, bazı kişilerde olaydan uzun süre sonra bile devam eden zorluklara yol açabilir. Olayı tekrar tekrar yaşıyormuş gibi hissetmek, kâbuslar, olayı hatırlatan durumlardan kaçınmak, sürekli tetikte olmak ve duygusal uyuşukluk bu zorluklar arasındadır.
Travmayla çalışan psikologlar, travma odaklı terapi yaklaşımları ve EMDR gibi yöntemler kullanabilir. Travma çalışmaları, güvenli bir terapötik ilişki içinde ve kişinin hazır olduğu hızda ilerlemelidir. Bu konuyu travma ve EMDR sayfamızda anlattık.
Obsesif kompulsif bozukluk
Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), istenmeyen ve rahatsız edici düşüncelerin (obsesyonlar) ve bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için yapılan tekrarlayıcı davranışların (kompulsiyonlar) bir arada görüldüğü bir durumdur. Bulaşma korkusuyla sık el yıkamak, kapıların ya da ocağın kapalı olup olmadığını defalarca kontrol etmek, belirli bir düzen ya da simetri ihtiyacı yaygın örneklerdir.
OKB, özellikle maruz bırakma ve tepki önleme temelli terapilerle ele alınabilen bir durumdur. Gerektiğinde psikiyatrik ilaç tedavisi de sürece eklenebilir. Ayrıntılar için obsesif kompulsif bozukluk sayfamıza bakabilirsiniz.
Çocuk ve ergen psikoloğu
Çocuklar ve ergenler de duygusal ve davranışsal zorluklar yaşayabilir. Okula uyum sorunları, kaygı, öfke patlamaları, uyku sorunları, dikkat güçlükleri, sınav kaygısı, akran ilişkilerinde sorunlar ve aile içi değişimlere tepkiler, çocuk ve ergen psikoloğuna başvurma nedenleri arasındadır. Çocuklarla çalışırken oyun terapisi gibi yaşa uygun yöntemler kullanılır ve süreç genellikle ebeveynlerle iş birliği içinde yürütülür.
Ergenlerle çalışmada ise gencin mahremiyetine saygı ve güvenli bir ilişki kurulması çok önemlidir. Ayrıntılar için çocuk ve ergen psikoloğu sayfamıza göz atabilirsiniz.
İş, okul ve sınav stresi
Ankara, üniversiteleri, kamu kurumları ve yoğun iş hayatıyla stresin sık yaşandığı bir şehirdir. Ağır iş yükü, belirsizlik, iş yerinde çatışmalar, mesleki tükenmişlik ve önemli sınavlar, ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir. Uzun süren stres; uyku sorunları, baş ağrısı, sindirim şikâyetleri, sinirlilik ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebilir.
Terapide stresin kaynakları ve kişinin stresle başa çıkma biçimleri ele alınır. Zaman yönetimi, sınır koyma, gevşeme teknikleri ve düşünce kalıplarının fark edilmesi bu süreçte üzerinde durulan konulardır. Sınav kaygısı yaşayan gençler için de benzer yaklaşımlar kullanılabilir.
Yas ve kayıp
Sevilen birinin kaybı, insanın yaşayabileceği en zor deneyimlerden biridir. Yas; üzüntü, öfke, suçluluk, inkâr ve özlem gibi farklı duyguların iç içe geçtiği doğal bir süreçtir ve herkes bu süreci kendine özgü biçimde yaşar. Çoğu zaman yas zamanla hafifler; ancak bazı durumlarda uzun süre yoğunluğunu koruyarak günlük yaşamı ciddi biçimde etkileyebilir.
Yas sürecinde psikolojik destek, kişinin kaybını anlamlandırmasına, duygularını ifade etmesine ve hayatına yeniden uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Ani ve beklenmedik kayıplar, travmatik ölümler ve çocuk kaybı gibi durumlarda destek almak özellikle önemlidir.
Sosyal kaygı ve özgüven
Topluluk önünde konuşmaktan, yeni insanlarla tanışmaktan ya da başkaları tarafından değerlendirilmekten yoğun kaygı duymak, sosyal kaygının belirtileri olabilir. Sosyal kaygı yaşayan kişiler çoğu zaman bu durumları kaçınarak yönetmeye çalışır; ancak kaçınma, zamanla kaygıyı daha da güçlendirir ve kişinin okul, iş ve sosyal hayatında fırsatları kaçırmasına yol açabilir.
Özgüven sorunları da benzer şekilde kişinin kendini sürekli eleştirmesine, başarılarını küçümsemesine ve başkalarının onayına aşırı önem vermesine neden olabilir. Terapide bu düşünce kalıpları fark edilir ve kişinin kendine daha gerçekçi ve şefkatli bakması desteklenir.
İlişki sorunları ve bireysel terapi
İlişkilerde tekrar eden sorunlar yaşamak, örneğin hep benzer kişilere çekilmek, terk edilme korkusu, kıskançlık ya da yakınlık kurmakta zorlanmak, bireysel terapiye başvurma nedenleri arasındadır. Bireysel terapide kişinin ilişki kalıpları, bağlanma biçimi ve geçmiş deneyimlerinin bugünkü ilişkilerine etkisi ele alınabilir. Partnerle birlikte çalışılması gereken durumlarda ise çift terapisine yönlendirme yapılabilir.
Uyku ve ruh sağlığı
Uyku sorunları ile ruh sağlığı arasında güçlü bir ilişki vardır. Kaygı ve depresyon uykuyu bozabilir; yetersiz uyku da duygusal dengeyi zorlaştırabilir. Uykuya dalmakta güçlük, gece sık uyanma, sabah erken uyanıp tekrar uyuyamama ve dinlendirmeyen uyku, terapide ele alınabilecek konulardandır. Uykusuzluk için geliştirilmiş bilişsel davranışçı yöntemler, ilaçsız tedavi seçenekleri arasında yer alır. Uyku sorunlarının fiziksel bir nedeni olup olmadığının bir hekim tarafından değerlendirilmesi de önemlidir.
Yetişkinlerde dikkat sorunları
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yalnızca çocuklukta görülmez; yetişkinlikte de devam edebilir. Dikkatini sürdürmekte zorlanma, erteleme, unutkanlık, düzen ve planlama güçlükleri, dürtüsellik ve huzursuzluk yetişkinlerde görülebilecek belirtilerdir. Tanı psikiyatrist tarafından konur; psikologlar ise değerlendirme süreçlerine katkı verebilir ve kişinin günlük yaşamda bu güçlüklerle başa çıkma becerilerini geliştirmesine yardımcı olabilir.
Bağımlılık
Alkol, madde, kumar ya da internet ve dijital oyun bağımlılığı, kişinin ve ailesinin yaşamını derinden etkileyebilir. Bağımlılık tedavisi genellikle psikiyatri, psikoloji ve sosyal destek hizmetlerinin birlikte yürütüldüğü çok yönlü bir süreçtir. Ankara’da bağımlılık tedavisine yönelik kamu ve özel merkezler bulunur. Bağımlılıkla mücadele eden kişilerin yakınları için de destek almak önemlidir.
Yetişkinlikte değişim dönemleri
Hayatın bazı dönemleri, kendi başına ruhsal zorluklara yol açabilir. Üniversiteye başlamak, şehir değiştirmek, ilk işe girmek, evlenmek ya da boşanmak, ebeveyn olmak, emekli olmak ve çocukların evden ayrılması gibi geçiş dönemleri; kimlik, rol ve alışkanlıklarda önemli değişiklikler gerektirir. Bu dönemlerde yaşanan belirsizlik ve uyum güçlükleri, terapide ele alınabilecek konular arasındadır. Doğum sonrası dönemde annelerde görülebilen duygusal zorluklar da bu kapsamda değerlendirilir ve gerektiğinde mutlaka profesyonel destek alınmalıdır.
Terapi süreci nasıl işler?
Terapi genellikle bir ön görüşme ya da değerlendirme seansıyla başlar. Bu ilk görüşmede psikolog, kişinin başvuru nedenini, yaşadığı zorlukların ne zamandan beri sürdüğünü, günlük yaşamını nasıl etkilediğini ve kişinin terapiden beklentilerini anlamaya çalışır. Danışan da psikoloğun çalışma biçimini, kullandığı yaklaşımı ve sürecin nasıl ilerleyeceğini sorabilir.
Seanslar genellikle 45-50 dakika sürer ve çoğunlukla haftada bir yapılır. Sürecin uzunluğu; başvuru nedenine, kullanılan yönteme ve kişinin ihtiyaçlarına göre birkaç haftadan birkaç aya, bazen daha uzun bir süreye yayılabilir. İlk seansa nasıl hazırlanabileceğinizi ve sürecin aşamalarını terapi süreci ve ilk seans sayfamızda anlattık.
Sık kullanılan terapi yaklaşımları
Psikologlar farklı kuramsal yaklaşımlarla çalışabilir. Bilişsel davranışçı terapi, düşünce, duygu ve davranışlar arasındaki ilişkiye odaklanır ve özellikle kaygı ve depresyonda yaygın olarak kullanılır. Psikodinamik terapi, geçmiş deneyimlerin ve bilinçdışı süreçlerin bugünkü sorunlara etkisini anlamaya çalışır. Şema terapi, çocuklukta oluşan ve yetişkinlikte tekrar eden kalıplarla çalışır. Kabul ve kararlılık terapisi, zor düşünce ve duygularla mücadele etmek yerine onlarla birlikte değerli bir yaşam sürmeyi hedefler. EMDR ise özellikle travmayla ilişkili sorunlarda kullanılan bir yöntemdir.
Hangi yaklaşımın sizin için uygun olduğu, yaşadığınız sorunun niteliğine ve tercihlerinize göre değişebilir. Pek çok psikolog, danışanın ihtiyacına göre farklı yöntemleri bir arada kullanır. En önemli etkenlerden birinin, danışan ile terapist arasında kurulan güvene dayalı ilişki olduğu bilinmektedir.
Terapiden ne beklenmeli?
Terapi sihirli bir çözüm sunmaz ve sonuçları önceden kesin olarak söylemek mümkün değildir. Süreç, danışanın katılımına, değişime açıklığına ve seanslar arasında yapılan çalışmalara bağlı olarak ilerler. Bazı kişiler birkaç seansta belirgin bir rahatlama hissederken, köklü sorunlarla çalışmak daha uzun zaman alabilir. Terapinin bazı dönemlerinde zorlayıcı duygularla yüzleşmek gerekebilir; bu durum çoğu zaman sürecin doğal bir parçasıdır.
Gerçekçi bir beklenti, tüm sorunların ortadan kalkması değil, kişinin kendini daha iyi anlaması ve zorluklarla daha sağlıklı biçimde başa çıkabilmeyi öğrenmesidir. Terapi sürecinde ilerlemenizi psikoloğunuzla düzenli olarak konuşmak, hedeflerin gözden geçirilmesine yardımcı olur.
Psikolojik testler ve değerlendirme
Bazı durumlarda psikologlar, değerlendirme sürecinde standart psikolojik testler ve ölçekler kullanabilir. Kişilik değerlendirmeleri, zekâ ve dikkat testleri, kaygı ve depresyon ölçekleri bunların örnekleridir. Testler tek başına tanı koymak için değil, klinik görüşmeyle birlikte daha kapsamlı bir değerlendirme yapmak için kullanılır. Hangi testin neden uygulandığını ve sonuçların nasıl yorumlanacağını sormak danışanın hakkıdır.
Damgalanma kaygısı
Pek çok kişi, psikoloğa gitmenin çevresi tarafından nasıl karşılanacağı konusunda endişe duyar. Oysa ruh sağlığı, fiziksel sağlık kadar önemlidir ve destek istemek bir güç göstergesidir. Son yıllarda toplumda ruh sağlığına bakış belirgin biçimde değişmekte, terapiye başvurmak giderek daha olağan karşılanmaktadır. Terapiye gittiğinizi kimseyle paylaşmak zorunda değilsiniz; bu tamamen sizin kararınızdır.
Online terapi
Online terapi, görüntülü görüşme yoluyla yapılan psikoterapidir. Yoğun çalışma temposu, ulaşım güçlüğü, farklı bir şehirde yaşamak ya da evden çıkmayı zorlaştıran durumlar nedeniyle yüz yüze görüşmelere katılamayan kişiler için önemli bir seçenektir. Doğru koşullar sağlandığında, pek çok sorun için online terapi yüz yüze terapiye yakın bir verim sunabilir.
Online terapide sessiz ve mahremiyetin korunabileceği bir ortam, güvenilir bir internet bağlantısı ve güvenli bir görüşme platformu önemlidir. Kriz durumları ve yakın takip gerektiren durumlarda ise yüz yüze görüşme daha uygun olabilir. Online terapinin avantajlarını ve sınırlarını online terapi sayfamızda ele aldık.
Doğru psikoloğu seçmek
Psikolog seçerken ilk dikkat edilmesi gereken nokta, uzmanın eğitimi ve yetkinliğidir. Psikoloji lisans eğitimi, klinik psikoloji alanında yüksek lisans ya da kapsamlı ve süpervizyonlu terapi eğitimleri, uzmanın terapi yapabilme yetkinliğine dair önemli göstergelerdir. Uzmanın hangi yaklaşımla çalıştığı, hangi konularda deneyimli olduğu ve hangi yaş grubuyla çalıştığı da sorulabilecek konular arasındadır.
Bunun yanında terapistle kurduğunuz ilişki de çok önemlidir. Kendinizi güvende, dinlenmiş ve yargılanmamış hissettiğiniz bir uzmanla çalışmak, terapinin verimini doğrudan etkiler. İlk görüşmelerden sonra uyum sağlayamadığınızı hissederseniz farklı bir psikologla görüşmeyi düşünmek tamamen olağandır. Seçim yaparken sorabileceğiniz soruları psikolog nasıl seçilir sayfamızda bir araya getirdik.
Çankaya’da psikolog
Ankara’da psikologların ve terapi merkezlerinin önemli bir bölümü Çankaya’da hizmet verir. Kızılay, Bahçelievler, Kavaklıdere, Gaziosmanpaşa, Ayrancı, Çukurambar ve Balgat gibi semtler, hem ilçe sakinleri hem de Ankara’nın diğer ilçelerinden gelenler için tercih edilen bölgelerdir. Kızılay’ın metro ve Ankaray bağlantıları, toplu taşımayla gelenler için ulaşımı kolaylaştırır.
Terapi genellikle haftalık ve uzun soluklu bir süreç olduğu için, seanslara düzenli olarak ulaşabilmek önemlidir. Bu nedenle iş yerinize ya da evinize yakın bir konum seçmek, sürecin aksamadan devam etmesine yardımcı olur. Çankaya’daki semtlere göre bilgileri Çankaya’da psikolog ve Kızılay ve Bahçelievler’de psikolog sayfalarımızda bulabilirsiniz.
Ankara’nın diğer ilçeleri
Yenimahalle, Keçiören, Etimesgut, Mamak, Sincan, Gölbaşı ve Pursaklar gibi ilçelerde de psikologlar ve danışmanlık merkezleri hizmet verir. Bu ilçelerde yaşayanlar, hem kendi çevrelerindeki seçenekleri hem de raylı sistemle kolayca ulaşılabilen Çankaya’daki seçenekleri değerlendirebilir. Ayrıntılar için Ankara ilçelerinde psikolog sayfamıza bakabilirsiniz.
Gizlilik
Psikoterapide paylaşılan bilgilerin gizliliği, mesleki etik kuralların temelidir. Psikologlar, yasal zorunluluklar ve kişinin ya da bir başkasının hayatının tehlikede olduğu durumlar dışında, seanslarda konuşulanları üçüncü kişilerle paylaşmaz. Gizlilik ilkelerinin nasıl uygulandığını ilk görüşmede sormak tamamen doğaldır.
Terapi ücretleri
Terapi ücretleri; psikoloğun eğitimine ve deneyimine, seans süresine, görüşmenin yüz yüze ya da online yapılmasına ve konuma göre farklılık gösterir. Güncel ücret bilgisini doğrudan görüşeceğiniz uzmandan almanız gerekir. Bütçesi sınırlı olanlar için üniversitelerin psikolojik danışmanlık birimleri, belediyelerin danışmanlık merkezleri ve kamu hastanelerinin psikiyatri poliklinikleri de değerlendirilebilir.
Kendinize iyi bakmak
Terapi sürecini destekleyen bazı günlük alışkanlıklar da vardır. Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite, sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek, alkol ve madde kullanımından uzak durmak, keyif aldığınız etkinliklere zaman ayırmak ve gerektiğinde “hayır” diyebilmek ruh sağlığını destekleyen adımlardır. Bu alışkanlıklar terapinin yerini tutmaz; ancak iyileşme sürecini kolaylaştırabilir.
Yakınınız için destek arıyorsanız
Pek çok kişi, bir yakınının yaşadığı zorlukları fark eder ve ona nasıl yardımcı olabileceğini bilemez. Yakınınızı yargılamadan dinlemek, yaşadıklarını küçümsememek ve profesyonel destek almasını nazikçe teşvik etmek atılabilecek ilk adımlardır. Ancak yetişkin bir kişiyi terapiye zorlamak çoğu zaman işe yaramaz. Bu süreçte sizin de destek almanız, hem kendinizi korumanıza hem de yakınınıza daha iyi destek olmanıza yardımcı olabilir.
Sık sorulan sorular
Terapiye başlamadan önce akla gelen pek çok soru vardır: Kaç seans sürer? Psikolog ilaç yazar mı? Online terapi işe yarar mı? Seanslarda konuşulanlar gizli kalır mı? Bu soruların ve daha fazlasının genel yanıtlarını psikolog sıkça sorulan sorular sayfamızda bulabilirsiniz. Rehberimizdeki tüm sayfalara site haritası üzerinden ulaşabilirsiniz.
Acil durumlar hakkında önemli not
Psikoterapi, kriz anlarında acil müdahalenin yerini tutmaz. Kendinize ya da başkasına zarar verme düşünceniz varsa ya da hayati tehlike içeren bir durum yaşanıyorsa vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Yalnız değilsiniz ve yardım almak mümkündür.
Bu sitedeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı koymaz, tedavi önermez ve bir uzmanla yapılacak görüşmenin yerini tutmaz.
Önemli: Bu sitedeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Kendinize ya da başkasına zarar verme düşüncesi ya da hayati tehlike durumunda 112'yi arayın.